Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2010 Cuma

Nur Topu Gibi Kardeş Kulübümüz Oldu






Trabzonspor Yönetim Kurulu bugün garip bir karar imza attı. Kulüpten yapılan açıklamaya göre ; 23 Nisan 2010 tarih ve 163 sayılı bir kararla Şanlıurfaspor ile kardeş kulüp olma kararı alındı.

Bu karar ilk bakışta gözlerimize pembe bir çerçevenin içindeki bir resim gibi görünse dahi diğer şartları düşünce nasıl bir rezaletle karşı karşıya kaldığımızı anlamak için normal bir insan zekası yeter de artar bile.

Trabzonspor'un bir süre önce Urfa'da final oynamak istemediği çeşitli birimleri tarafından defalarca açıklandığına tüm kamuoyu şahit olmuştu. Daha bu açıklamalar üzerinden çok geçmeden Şanlıurfaspor'u tek taraflı kardeş kulüp ilan etmek en basit tabirle şark kurnazlığından başka bir şey değildir. Final maçında Urfa halkının desteğini almak ve onlara hoş görünmek çabası Türk futbolunun mihenk taşlarından birisi olan Trabzonspor'u küçük düşürmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Urfa halkına ve şehirlerinin takımlarına bir kastımız yok. Daha Urfa'ya gitmeden ne kadar misafirperver olduklarını çeşitli kanallar yoluyla görüyoruz, duyuyoruz. Keşke bu karar final maçından sonra alınsaydı. O zaman bu kararı alanları eleştirmek yerine takdir ederdik.

Trabzonspor yönetimi gibi vizyonsuz bir güruh varken Trabzonspor'a dışarıda düşman gerekmez!!!

11 Mart 2010 Perşembe

Sadri Şener'in Garip Açıklamaları






Sadri Şener hakkında yazı yazmaktan bıktım usandım açıkçası. Sağolsun başkanımız her gün bir başka malzemeyle çıkıyor karşımıza. Arada sırada kendi sorumluluklarıyla alakalı açıklamaları da görmek isteriz.

"Bursaspor'un gidişini tebrik ediyorum. Biz şampiyon olamayacaksak Bursaspor şampiyon olsun." Bu sözler büyük kulüp olduğunu iddia eden bir kulübün başkanına ait. Daha sezonun bitmesine epeyce zaman varken bu açıklamayı yapmak aslında Trabzonspor'un başarısızlığının Sadri Şener tarafından ilanıdır. Peki bunun farkında olan sayın başkan o oturduğu koltukta hala neden oturmamaktadır. Yoksa aklına ilk geleni söyleyen Sadri Şener'in açıklamalarını ciddiye almamak mı gerekir.

Biraz düşününce bu açıklamanın alt metin mesajlarını ortaya çıkartabiliriz. Bursaspor ile alakalı lüzumsuz açıklamaları dolayısıyla o camiadan tepki çekmişti Sadri Şener. Bu şekilde sanırım Bursaspor camiasına zeytin dalı uzatmak istemiştir ama bir çuval inciri berbat etmiştir bu açıklamasıyla. Olayın sakıncalı iki yönü var kanımca. Birincisi ; büyük bir takımın hedefi her zaman şampiyonluktur eğer şampiyon olamıyorsa kimin şampiyon olduğuyla değil neden kendisinin şampiyon olamadığına kafa yorar. İkincisi ise ; şampiyonluk mücadelesinde olan takımlarla daha karşılaşmadan şike gibi çirkin iddialara zemin hazırlar bu açıklamalar.

Umarım bundan sonraki yazılarda Sadri Şener'in Trabzonspor ile alakalı bir açıklamasını konu ediniriz.

9 Mart 2010 Salı

Yönetememe Becerisi Yüksek Olanlar




Türk futbolu cumartesi gününden beri Diyarbakırspor-Bursaspor odaklı bir tartışmanın içinde ne yazık ki.Trabzonspor kulübünün hiç alakası olmadığı bu olaya taraf olması müthiş bir yöneticilik kabiliyeti gerektiriyordu. Sağolsun sayın başkanımız Sadri Şener ve yöneticimiz Hasan Yener yüksek yöneticilik kabiliyetlerini göstererek olaya Trabzonspor'u da müdahil ettiler.Yönetememe hususundaki becerilerini ısrarla sergilemeye devam ettiklerini tüm Türkiye'ye gösterme ihtiyacı hissettiler anlaşılan.

İki kulübün arasındaki olaya karışıp bir tarafı suçlu bulmak görevi Trabzonspor yöneticilerinin değildir. Bu TFF'nin görevidir. Sayın başkan önce kendi görevlerini yerine getirsin daha sonra üstüne vazife olmayan görevlere kendisini adasın.Bu hareketiyle kendisini küçük düşürdü yetmedi Trabzonspor başkanlık makamını küçük düşürdü yetmedi tüm Trabzonspor camiasını küçük düşürdü.

Bursaspor Sadri Şener'in ve Hasan Yener'in açıklamalarına çok sert bir cevap verdi. Ne yalan söyleyeyim hoşuma bile gitti çünkü haketmiştiler. Bu yapılan lüzumsuz açıklamaların önümüzdeki sezon Trabzonspor'a Bursa deplasmanında yol,su ve elektrik olarak dönmeyeceğini düşünmemiş anlaşılan sorumlu yöneticilerimiz. Türk futbolunda en azından ben futbolun güzelliklerini yazmak istiyorum ve benim gibi düşünen yığınla insan olduğunu biliyorum. Bu tür açıklamalar futboldaki şiddeti körükler. Sezonun ilk yarısında Bursadaki maçta Diyarbakırsporlulara PKK dışarı şeklinde tezahürat yapanların yaptıkları ile bu açıklamalar arasında bir fark yok.

Çok iyi biliyorum ki Bursaspor ile Trabzonspor arasındaki gerginlik ile beraber iki kulüp taraftarları arasında yeni kapışmalar kapıda. Hatta bu kapışmalar internet üzerinden başlamış bile olabilir yakında haberimiz olur. Bu konuda bir Trabzonsporlu olarak Bursaspor tarafına hak veriyorum.Başkanımız bizi haksız tarafa doğru çekti. Teşekkürler Sadri Şener!!!

Son olarak, Trabzonspor'u borç batağına sürükleyen, kulübün parasını menejerlere peşkeş çeken, Trabzonspor'un hakları için TFF'ye karşı üstünlüğünü kabul ettiremeyen ve daha bir sürü yapması gerekeni yapamayan Trabzonspor Yönetim Kurulu'nu kendi üzerine düşen görevleri yaparken görmek istediğimizi belirtmek istiyorum.

6 Mart 2010 Cumartesi

Trabzonspor'da Ses var Görüntü Yok




Eğer skora bakarak Trabzonspor-Gençlerbirliği karşılaşmasını yorumlayacak olsak Trabzonspor'u göklere çıkartmamız gerekir. Ne yalan söyleyeyim gönlüm tuttuğum takımı göklere çıkartmak istiyor ama aksayan unsurlar bu isteğimi kuru bir temenniden öteye geçirtmiyor.

Neyse maça geçelim.Ligde hedefsiz kalan Trabzonspor kendi sahasında yine kendisi gibi hedefsiz olan Gençlerbirliği'ni konuk etti. Şenol Güneş bu karşılaşmaya elindeki en ideal kadro ile çıktı diyebiliriz. Maçın hemen başında Trabzonspor oyuna ağırlığını koyarak etkili hücumlar yaptı ama bir türlü sonuç alamadı. Bu atakları güzel bir şekilde karşılayan Gençlerbirliği 25. dakikada organize bir atakla Trabzonspor karşısında güzel bir gol bularak öne geçti. Çok geçmeden Trabzonspor Burak Yılmaz'ın ayağından kazandığı gol ile beraberliği sağladı ve maçın ilk yarısı bu skorla sona erdi.

Karşılaşmanın ikinci yarısına Şenol Güneş Trabzonspor'un orta sahasında aksayan Colman'ı çıkartıp yerine Gabric'i alarak başladı. Bu sayede hem orta sahada kaybedilen hakimiyet kazanılacaktı hem de kanat varyasyonları uygulanabilinecekti. Yalnız bir türlü Trabzonspor orta sahada üstünlüğü ele geçiremedi. Şenol Güneş bu durumun tespitini çok iyi yaparak Ceyhun'u oyuna aldı ama o dakikaya kadar takımın tek golünü atan Burak Yılmaz'ı çıkartması bir hataydı. Bu değişiklik ile orta saha hakimiyetini elde edemediği gibi hücumda da etkisiz kaldı Trabzonspor. İlerleyen dakikalarda ise hücum varyasyonları geliştirebilecek bir değişik beklerken Şenol Güneş oyuncu değişikliği hakkını defansın solunda kullanarak bir hataya imzaya attı. Yalnız şans bu sefer kendisinden yanaydı ve dakikalar 89'u gösterirken Gabric Trabzonspor'u öne geçiren golü attı. Karşılaşmanın uzatma dakikalarında ise Umut güzel bir golle sonucu belirlerdi.

Alınan sonuç yanıltıcı olabilir ama Trabzonspor'un gol atma ve atak geliştirme hususunda ciddi sıkıntıları bu maçta da sürdü. Lige erken havlu atan Trabzonspor eğer bu problemine bir çözüm bulamazsa korkarım kupaya da elveda deme tehlikesiyle karşı karşıya. Umarım bir an önce takımın bu problemleri teknik ekip tarafından teşhis edilir ve ortadan kaldırılır.

2 Mart 2010 Salı

Bitmek Bilmeyen Stadyum Hikayesi



Nuri Albayrak döneminde başladı hikayemiz. Hepimizi bir heyecanla içine çekti bu okunası hikaye. Nereden bilecektik ki bu hikaye hacim olarak cilt cilt roman şekline bürünecek ve hikayenin bazı kahramanları daha hikayemiz bitmeden ortadan kaybolup gidecek. Neyse hikayemize geçelim...

Dönemin Trabzonspor başkanı Nuri Albayrak ve onun projeleri ile olay örgümüz başlıyor. Proje üzerine proje ile meşhur olan Nuri Albayrak en sonunda Akyazı Projesi ile ortaya çıkar. Arkasına siyasi desteği de alarak insanları bu gerçekleşmesi imkansız projeye inandırır. Gel zaman git zaman insanlar proje için bir adım bile atılmadığını görünce umutlarını keserler. Bu güzel bir rüya idi ve son buldu diyerek Nuri Albayrak'ı başkanlık koltuğundan ederler. Siyasiler ise bu rüyayı gördükleri uykudan asla uyanmak istemezler.

Neyse uzatmayalım hikayenin devamında Nuri Albayrak'ın ütopyası bir seçim malzemesi olarak kullanılır. Başarılıda olunur. Yalnız bu ütopya bir türlü gerçekleşmez.Yok bilmem ne kanunu eksik meclisten geçirelim falan 1-2 yıl daha oyalanır Trabzonsporlular. Hikayemizin en can alıcı noktası Türkiye'nin 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası'na aday olması ve aday kentler arasında Trabzon'un olmamasıdır. Bunlardan sonra hikayemize akıl almaz şekilde bir hareketlilik gelir.

Gelen tepkilerin ardından Trabzonsporluların ağzına bir parmak bal çalmak gerekliydi. Bunların ilki Faruk Özak'ın aday kentler içinde olmayan Trabzon'un bu şampiyonada ev sahipliği yapabileceği şeklindeki garabetle yüklü açıklamasıdır. Bu denli büyük ve ciddi bir organizasyonu bu şekilde ciddiyetsizce yönetmek ülkemize özgü olsa gerek. İkinci parmak bal ise Akyazı Projesi'nin başlaması için Başbakan'ın talimat verdiği şeklinde haberdi. Seyrantepe için hemen icraata başlayan devlet kurumlarımızın Akyazı için beklemesinin sebebi acaba bu projeyi bir seçim daha koz olarak kullanmak mıdır?

Sahi şu Afyon'a stadyumu Trabzon'dan önce yapmaya kalkan zihniyeti saf olarak mı yoksa düşman olarak mı nitelendirmek gerekir?

Neyse biz yine hikayemizin mutlu sonla bitmesini özlemle beklemeye devam edelim. Olası bir mutlu son Trabzonspor'un kazancı olacaktır.

25 Eylül 2009 Cuma

Yalancı Baharın Hazin Sonu






Trabzonspor son iki haftaya dokuz gol sığdırarak taraftarlarına adeta bir bahar havası yaşatmıştı. Bahar gelecek için umut demek olduğundan olsa gerek Trabzonsporlular bu iki maçla beraber çiçek açmıştı. Oysa doğanın kanunudur; erken çiçek açarsan olgunlaşmadan solup gidersin. Bu akşam Ankara tıpkı böyle bir soluşa tanıklık etti. Turkcell Süper Lig’in 7. haftasının açılış maçı Trabzonspor’u bu sezon karanlığa gömen bir maç oldu.

Oysa karşılaşma çok iyi başlamıştı. Taktiksel saplantılarından kurtulan Hugo Broos 4-4-2 formatıyla iki hafta galip gelmişti. Kazanan takım her zaman doğru işleri yapan takımdır felsefesinden hareketle aynı taktikle karşılaşmaya başladı Hugo Broos. Kadroda küçük değişiklikler yaptı sadece. Rigobert Song’un defansın sağında oynaması Broos’un hanesine artı olarak yazılacak bir tercihti diyebiliriz. Daha maçın hemen başında Umut Bulut’un asisti ve Drago Gabric’in golüyle öne geçti Trabzonspor. Akabinde Gökhan Ünal’ın pasını iyi değerlendiren Colman skoru 2-0’a getirmişti. O esnada artık 4-5 farka gidecek maç denilirken Gençlerbirliği hazırlanışıyla Avrupai tarzda bir golle farkı bire indirdi. Zira ligimizde böylesine organize şekilde adam kaçırıp gol yapmak pek kolay kolay izleyebileceğimiz bir şey değil. Karşılaşmanın ilk yarısı bu skorla sona ererken sahada oynanan futbolun ikinci yarıda Trabzonspor’u çok zorlu bir 45 dakikanın beklediğini Hugo Broos haricinde herkese bas bas bağırıyordu.

Zaman zaman duyarız bir yerlerden. Ah nerde o eski bayramlar. Hugo Broos tıpkı böyle bir özlemle ikinci yarıya başladı. Trabzonspor’u rezil kepaze ettiği 4-5-1 formatına dönerek kendi eliyle Gençlerbirliği’ne 3 puanı sundu. Gençlerbirliği ise bana bir puan yeter diyerek kanaatkâr bir tavır sergiledi.

Karşılaşmadan akılda kalan birkaç nokta var. Trabzonspor açısından Alanzinho’nun oyundan alınırken formasını çıkartıp yere atması maçtan akılda kalan bir görüntüydü diyebiliriz. Bir yabancı oyuncunun forma ile alakalı düşünceleri ile bizim düşüncelerimiz aynı olmayabilir. Arada kültür farkı bu ayrıma nedendir. Bu noktada Alanzinho’nun tavrına futbolcu bağlamında tepki göstermenin pek ehemmiyeti yok benim için. Asıl tepki gösterilmesi gereken ona o formanın Türk insanı için ne anlam ifade ettiğini anlatamayan kulüp mensuplarıdır.

Gençlerbirliği bu yıl çok diri , pas yüzdesi yüksek, skor ne olursa olsun sonuna kadar mücadele eden bir ekip kurmuş. Sezon başından beri mağlup olmamaları bu dediklerimizi kanıtlar niteliktedir. 2 farklı mağlubiyetten gelip maça ortak olmak pek gördüğümüz bir şey değil ligimizde. Gençlerbirliği’nin iki oyuncusuna değinmek gerekir. Birincisi 61 numaralı formasıyla ikinci golü atan Bilal. Trabzonspor bir Trabzonlu tarafından vuruldu. Öz evlatçı zihniyet takozlara verdiği değeri böylesine yetenekli gençlere vermiş olsaydı Trabzonspor için şu anda çok farklı şeyler söylüyor olurduk. Diğer değinilmesi gereken futbolcu bana göre maçın yıldızıydı. Trabzonspor takımının sol kanadını felç eden Hurşit bu maçta çok çalıştı ve takımının ataklarında aktif rol oynadı. İlk defa izlediğim bu oyuncuya bu sezon dikkat etmekte fayda var diye düşünüyorum. Çok büyük bir oyuncu potansiyeli olmasa bile takımına katkı sağlayan iyi bir oyuncu potansiyeli var kendisinde.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Trabzonspor-Antalyaspor








Trabzonspor , Turkcell Süper Lig'in 6. haftasının açılış maçında sahasında Antalyaspor'u konuk etti. Geçtiğimiz hafta alınan farklı galibiyet bu maça Trabzonsporlu futbolcuların moralli çıkmasını sağlamıştı. Kendi taraftarı önünde 3 gol bularak galip gelmeyi bildi Karadeniz ekibi. Buraya kadar her şey normal görünse dahi ben yine testi kırılmadan eleştirilerimi yapmak istiyorum. Testi kırıldıktan sonra herkes eleştirir ama bir işe yaramaz.

Hugo Broos'un ,fantazisinden vazgeçip 4-4-2 formatına dönmesiyle Trabzonspor farklı bir yapıya büründü. Aslında bu yapının bizler yabancısı değildik. Geçen yılki takımın aynısını izliyoruz. Bu noktada Werner Lorant sıfatlı Hugo Broos'a ne gerek var diye sormadan edemiyor insan. Aslında sorunun cevabını bu camianın içindekiler çok iyi biliyorlar. Kukla bir başkanın olduğu kulüpte kukla bir teknik direktörün olması kaçınılmazdır. Teknik direktör umrumda değil ama Sadri Şener'in düşürüldüğü hali görünce her vicdan sahibi insan gibi ben de üzülüyorum.

Gelelim saha içine. Küçük bir format değişikliğiyle 2 haftadır galip gelen bir takım izliyoruz. Onca hazırlık maçı yapacaksın ve ilk dört haftanın ardından takımın problemini tespit edebileceksiniz. Teknik direktörlük vizyonu bu olsa gerek. Şimdi insan düşünmeden edemiyor. Sadri Şener'in Samet Aybaba tercihi acaba bize UEFA Kupası'nda bir üst turun kapısını açarmıydı.

Karşılaşmanın ilk yarısı izleyenler açısında adeta ne işim var ben burada havasındaydı. O yüzden Umut Bulut'un karşılaşmanın ilk yarısının uzatma süresinde attığı golün kıymeti çölde bulunan soğuk su gibi kıymetliydi. Allah'ı var çok klas bir goldü. Bu gol Trabzonspor'un ikinci yarıya daha rahat bir şekilde çıkmasına zemin hazırladı. Maçın İkinci yarısında Colman ve Gökhan Ünal (bana sorulacak olursa o gol Gökhan'a yazılmaz) farkı üçe çıkardı. Ardında Orhan Ak durumu 3-1 getirip skoru tayin etti.

Bu maçın ardından iki oyuncu hakkında değerlendirme yapmak gerekliliği hissediyorum. Önce kötü olandan başlayalım. Geldiği günden beri sahada ruh gibi gezinen Gökhan Ünal bu maçta da istikrarından ödün vermedi. Mücadele etmedi, top kaybı yaptı kısaca kötüydü. Kendisi bu seviyede bir takımın forveti olmadığını yedi düvele bağırırken nedense değerli kulüp yöneticilerimiz bunu görmezlikten geliyorlar. Tabi kolay değil onların işi de. Trabzonspor tarihinin en büyük kazığını yanlış yaptık diyerek açıklamak yürek ister. Gelelim iyi olana. Drago Gabric geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu hafta da iyi bir performans sergiledi. Oyun içindeki ofansif zekası takım hücumlarının hızla gelişmesini sağladığı için Trabzonspor'un vazgeçilmezlerinden olmasını şimdiden kestirmek güç değil. Adaptasyon sürecini doldurduktan sonra takıma olan katkısı daha fazla olacaktır.

10 Eylül 2009 Perşembe

Tony Sylva Fifa Tarafından Cezaya Çarptırıldı






Geçtiğimiz sezon transfer döneminde Fransa'nın Lille kulübünden Trabzonspor'a transfer olan 34 yaşındaki Tony Sylva eski kulübünün şikayeti üzerine 1,1 milyon euro tazminat cezasına çarptırıldı. Bu transfer gerçekleştikten sonra Lille Fifa'ya Tony hakkında şikayette bulunmuştu. Bu süreçte Tony Slyva zaten geçici lisans ile Trabzonspor forması giyebiliyordu. Bugün Fifa bu anlaşmazlığı sonuca bağladı. www.sport.fr internet sitesinin haberine göre Tony Slyva 1,1 milyon euro cezaya çarptırıldı.

1 Eylül 2009 Salı

Trabzonspor Yönetiminin Şark Kurnazlığı 2 (Fatih Tekke)






Trabzonspor yönetimi taraftarlarıyla dalga geçmeye devam ediyor. Transfer sezonu başladığından beri Fatih Tekke ismi hiç Trabzonspor’un gündeminden düşmedi. Fısıltı gazetesi sürekli Fatih Tekke transfer edildi haberini anlattı durdu. Bu konuda çok dedikodu üretildi. Disiplinsiz o yüzden alınmadı dendi, o imamın kulüpte yeri yok dendi, Trabzonspor ile para pazarlığı yapıyor dendi. Bir kısmına şahsen ben bile inandım. Bugün gelinen süreçte ise Fatih Tekke hakkında bu asılsız iddiaların mantıklı olabileceklerine inandığım için kendisinden özür diliyorum.

Transfer sezonunun ortalarında yapılan görüşmelerin sonunda her iki cepheden birbirinin aksi açıklamalar gelmişti. Trabzonspor yönetimi Fatih’i paragöz olarak lanse etmişti kamuoyuna. Fatih Tekke ise Trabzonspor ile para konuşmadığını ve konuşmasının mümkün olmadığını açıklamıştı. O günlerde herkesin kafasında bir soru vardı. Bir taraf yalan konuşuyor ama hangi taraf? Bugün transfer sezonunun son günü ve bu son günde yaşanan gelişmeler o soruya cevap verecek bir niteliğe büründü. Fatih Tekke eğer Trabzonspor ile para konuştuysa ve yüksek bir rakam telaffuz ettiyse neden Fatih Tekke hala daha Trabzonspor’un transfer gündeminde yer almaktadır. Demek sabit fikirli , vizyonsuz yöneticiler artık köşeye sıkıştılar. Burun büktükleri Fatih Tekke onlar için kurtarıcı konumuna gelmişti ama atı alan Üsküdar’ı geçmişti. Bu süreçte Fatih Tekke’nin kendi takımında gösterdiği performans onun kulübü tarafından bırakılmasını zorlaştırmıştı.

Bugün yaşanan gelişmelerde Zenit ile Trabzonspor kulübü anlaşamayınca bu transfer gerçekleşmedi. Burada farklı bir nokta var. Fifa’nın kararına göre yurtdışı transferlerinde oyuncu 28 yaşını geçmişse kulübünden 1 yıllık alacağı karşılığına denk gelen bonservis bedeli ile bir başka kulübe transfer olabilir. Bu durumda Fatih’in bonservis bedeli 2,5 milyon euro civarında bir rakama tekamül etmektedir. Gabric transferi için hiç düşünmeden bu parayı veren bir kulübün Zenit ile pazarlık yapmasına dahi gerek yoktur.

Gelelim Trabzonspor yönetiminin taraftarı aptal yerine koyan tavrının analizine. Fatih Tekke, iş bilmez bir kısım yönetici tarafından istenmediğinden dolayı transfer edilmemişti. Transferin son gününde forvet bölgesine yeni bir transfer yapamayacaklarını anlayan yönetim taraftarın gazını almak için bir operasyon yaptı. Fatih Tekke ve kulübüyle görüşülecek , anlaşma sağlanamadığında kimse onlara neden almadınız demeyeceklerdi. Çok güzel bir söz vardır bu konuya uygun düşen. “Oynamasını bilmeyen gelin yerim dar demiş; yerini genişletmişler yenim dar demiş.“ Madem bu oyuncuyu almaya niyetiniz yok neden şark kurnazlığına başvuruyorsunuz? Sadece sizler mi omuzlarınızın üzerinde taşıdığınız kütlelerde zeka taşıyorsunuz? Bu tür oyunlarınızı sadece ve sadece size dalkavukluk yapan, çıkar peşinde koşan lüzumsuz insanların yediğini hala daha öğrenemediniz mi?

Trabzonspor yönetiminin tüm üyelerine buradan seslenmek istiyorum. Bugün yapmış olduğunuz görev sebebiyle Trabzon sokaklarında başınız dik dolaşabiliyorsunuz ama yarın bu kulübe vurmuş olduğunuz prangalar nedeniyle o sokaklarda utancınızdan gezemez hale geleceksiniz. Tabi hala bir utanma duygunuz varsa ve o duygunuzu menejerlere komisyon olarak satmadıysanız…

26 Ağustos 2009 Çarşamba

ibrahim Üçüncü Ne Zaman Türkiyede Oynayacak





Yakın bir geçmişte Türk futbolu yabancı oyuncuların Türk statüsünde oynaması amacıyla yapılan değişikliklere yakından tanık oldu. Kimi oyuncular daha iki yıllarını doldurmadan Türk statüsüne geçtiler kimileri ise şu anda altıncı sezonunu oynamalarına rağmen bu statüye bir türlü geçirilmediler. İbrahima Yattara 19.06.2003 tarihinden itibaren Trabzonspor’un futbolcusu konumunda olmasına rağmen halen daha Türk vatandaşlığını elde edemedi. Çeşitli bürokratik engellemelerle Yattara’ya bu manada haksızlık yapılmaktadır. Türkçe bir kelime konuşamayan futbolcular Türk statüsünde oynarken en az bizler kadar Türkçe konuşan Yattara hala yabancı statüsünde futbol hayatını ülkemizde sürdürmektedir.

Bürokratik engellemeler olduğunu yazımın giriş bölümünde belirtmiştim. Bu bürokratik engellemelerin kanuna filan dayanmadığını bu yazıda açıklamaya çalışacağım. 2006 yılında TFF bu konuda bir karar almıştı. "Yönetim kurulu, bu kapsamdaki oyuncuların ilk vatandaşlık başvurularından itibaren 5 yıl geçmesi halinde, Türk sıfatıyla oynayabileceklerini kararlaştırdı" ve “Yabancı uyruklu futbolcuların, A Milli Takım’da oynama uygunluğunu taşıması halinde, Türk vatandaşlığına geçişlerinde süre kısıtlaması aranmaması öngörüldü” şeklinde bir sonuca varmıştı. Buna gore Yattara alınan ilk karara uyacak olursa ancak jübilesini yaptıktan sonra yerli statüsünde oynayabilir. Buraya kadar her şey normalmiş gibi geliyor. Yalnız TFF’nin almış olduğu bu kararların anayasaya uygun olup olmadığına bakmamızda fayda var inancındayım. Anayasanın 16. maddesine göre ; “ Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.“ ibaresi geçmektedir. Anayasanın 13. maddesine gore “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.“ Anayasanın 11. maddesi ise “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.“
şeklindedir. Bu bilgiler ışığında Türk vatandaşlığına geçiş konusunda TFF’nin almış olduğu kararların bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.



Temel hak ve hürriyetlerde sınırlamalar yabancılar için sadece kanunla düzenlenebiliyorsa TFF’nin almış olduğu karar kanun hükmü taşıyamayacağı için bir geçerliliğide söz konusu değildir. Bu sebeple Yattara’nın başvurusunun yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Anayasanın 10. maddesi “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.“ şeklindeyken Yattara’ya yapılan bu uygulama bu bakımdan da anayasaya aykırı bir durum teşkil etmektedir.

Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunlarının yapıldığı yer TFF değil T.B.M.M.’dir. Bu sebeple Türk statüsünde oynama konusunda TFF’nin almış olduğu kararların bir geçerliliği bulunmamaktadır. Bu anlayış doğrultusunda gerekli başvurular gerekli yerlere yapılıp bu yanlışlık düzeltilmelidir.

Kanun No: 5901
Kabul Tarihi: 29/05/2009
Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması
MADDE 10- (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.
Başvuru için aranan şartlar
MADDE 11- (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda;
a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,
b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek,
c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek,
ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak,
d) İyi ahlak sahibi olmak,
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek,
f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak,
g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak,
şartları aranır.
(2) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda, yukarıda sayılan şartlarla birlikte, taşıdıkları devlet vatandaşlığından çıkma şartı da aranabilir. Bu takdirin kullanılmasına ilişkin esasların tespiti Bakanlar Kurulunun yetkisindedir.
Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasında usul ve esaslar
MADDE 19- (1) Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılardan başvuru için gerekli şartları taşıyanların adına vatandaşlık dosyası düzenlenir ve karar verilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda durumu uygun bulunanlar Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilirler, uygun görülmeyenlerin talepleri ise Bakanlıkça reddedilir.

Anayasanın ilgili maddeleri derki ;
. Türk vatandaşlığı
MADDE 66. – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. (Son cümle mülga: 3.10.2001-4709/23 md.)
Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.
Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.
Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.

Kanun önünde eşitlik
Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. (*)
(*) 9/2/2008 tarihli ve 5735 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkraya “bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmiş,bu ibare Anayasa Mahkemesi’nin 5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
MADDE 13. – (Değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

V. Yabancıların durumu
MADDE 16. – Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.

Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
Madde 11. – Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.



NOT:Anayasa maddeleri www.tbmm.gov.tr kaynak alınarak eklenmiştir.

20 Ağustos 2009 Perşembe

Trabzonspor İşini İkinci Maça Bırakmadı





Trabzonspor , Avrupa Ligi Play- Off mücadelesinin ilk maçında Fransa’nın Toulouse takımı ile karşılaştı. Trabzonspor için sezonun en önemli hedefi olan Avrupa Ligi ne yazık ki daha ilk maçta son buldu. Maçta neler oldu filan aslında fazla önemli değil. Bu maçın esasında kayıp bir sezonun habercisi niteliğinde olduğunu ilerleyen süreçte daha iyi analiz etme fırsatı bulacağız.

Karşılaşma aslında denk bir mücadeleye sahne oldu. Denk olmayan ise Toulouse forveti Gignac oldu. Karşılaşmanın başlarında atmış olduğu mükemmel bir gol ile takımını öne geçirdi. Ardından çok geçmeden Trabzonspor Song’un karambolde adeta kör vuruşuyla kaydettiği gol ile beraberliği elde etti. Trabzonspor ilk yarıda daha fazla atak oynayan taraftı diyebiliriz. Lakin rakibin alan savunmasını mükemmel yapmasıyla ataklar sonuç vermedi. İlk yarı 1-1 beraberlik ile son bulurken ikinci yarı Gignac durumu takımı lehine 2-1 yaptı. Karşılaşmanın son anlarında ise Sissoko maçın skorunu tayin ederek karşılaşma 3-1 Fransız ekibinin lehine son buldu.

Trabzonspor’un yaşamış olduğu bu hezimetin sebeplerine değinmek gerek. Öncelikle en baştan başlanmalı. Trabzonspor başkanı Sadri Şener televizyon programlarında taraftarlarının Avrupa Ligi’nin önemini kavrayamadıklarına dair açıklamalarda bulunmuştu. Şimdi başkana sormak istiyorum kendisi acaba o önemi kavrayabilmişmiydi. Trabzonspor takımını forvetsiz bırakmak hangi yüksek zekanın ürünüdür. Sadri Şener kendi ipini kendisi çekmiştir. Başkanlık statüsünün çok kısa sürede son bulacağını tahmin etmek zor değil.

Trabzonspor teknik direktörü Hugo Broos ise apayrı bir fiyasko örneğidir. Kendisi 2-3 aylık bir arayıştan sonra teknik direktörlüğe getirilince tepki gelmedi. İnsanlar hem tanımıyorlardı hem de artık bıkkınlık gelmişti kim gelirse gelsin kıvamındaydılar. Oyuncu tercihleri ile şu kısa sürede bizlere rüştünü ispat etti. Hem Diyarbakır hem de Toulouse maçlarında Trabzonspor seviyesinde hoca olmadığını gördük. Geçtiğimiz yıl övgüyle bahsedilen defansımız bu yıl yolgeçen hanına döndü. Forvetsiz bir takıma forvet transferi isteyeceğine sol kanat oyuncusu istiyorum açıklamasıyla futbol ile alakasız oluşu belliydi. Şahsen kendisini Lorant’a çok benzetmekteyim ve görevine uzun bir süre devam edemeyeceğini düşünüyorum. 2-3 hafta sonra takımın başında Metin Diyadin’i görürsek hiç şaşırmayacağım. Hatta çok iyi bir tercihtir yorumunu dahi şimdiden yapabilirim.

Trabzonspor’un kanserli organı taraftar bu maçı da boş geçmedi. Bir türlü yıldızı taraftarla barışmayan Tayfun Cora yine yuhalanarak sahayı terk etti. Oysa yuhalanması gereken Tayfun değil onu orada oynatanlardı. Bu futbolcunun kapasitesini hepimiz biliyorken kendisinin orada bir ikinci alternetifinin olmaması teknik direktör ve transfer komitesinin eksikliğidir. Eğer birileri yuhalanacaksa o yuhların adresi Tayfun olmamalıdır.

16 Ağustos 2009 Pazar

D. Bakır mağlubiyeti ve Hugo Broos hamleleri

Geçen hafta geride bıraktığımız Sivas galibiyeti sonrasında genel olarak herkesin beklentisi D.Bakır önünde rahat ve gollü bir galibiyet alınması üzerineydi..

Sahaya çıkan onbiri gördüğümde geçen hafta kazanan takımda yer alamayan Selçuk ve Song' un yokluğunu çok da fazla büyütmeden izlemeye başladım maçı. Sonuçta Selçuk hafta içi küçük bir rahatsızlık geçirmişti ve onun yerinde geçen haftanın flaş ismi Ceyhun yer alıyordu. Gene geçen haftanın bir başka başarılı ismi Song' un yerine oynayan Giray da en azından bende pek bir rahatsızlık yaratmamıştı. Zira D. Bakır' ın üzerimize fazlaca gelemeyeceği düşünülürek yapılmış küçük bir rotasyon hamlesi olarak bakıyordum olaya..

Maçın ilerleyen dakikalarında tek bir gol pozisyonuna dahi giremeyişimizi bile bir TD yetersizliğine bağlama kolaycılığına girmemeye çalışarak izliyordum maçı hatta. Tabii bu arada yanımda maçı izleyen biri GS li diğeri BJK lı iki arkadaşımla beraber de maçın en verimli oyuncuları konusunda fikir alışverişinde de bulunuyorduk doğal olarak..

Maç esnasında "Bu maçın yıldızı şu adamdır" diyebileceğimiz Tjikuzu, Serkan ve Alanzinho olmak kaydıyla 3 futbolcu tespit etmiş, sahada pek de varlık gösteremeyen oyuncular olarak da başta Engin, Umut, Cale, Ceyhun ve Colman arasında gidip gelmiştik aramızda..

Lakin gelin görün ki, Hugo Broos sanki bizlere nazire yaparcasına sahada en çok katkı sağlayan ve rakibi en fazla zorlayan 3 oyuncumuzu sırasıyla kenara alırken, maç boyunca hemen hemen hiç bir varlık gösteremeyen en az 5 oyuncumuzdan bir tanesine dahi dokunmadı inanılmaz bir seçicilikle..

Yani açık ve net, bir maç ancak bu şekilde rakip takıma hediye edilir. Maç başlamadan evvel kendilerine teklif edilecek 1 puana bile balıklama atlayacak olan toplama bir takıma hem de kendi sahasında 1-0 galibiyetten 1-2 mağlup olmak tek kelimeyle skandaldır; daha ötesi yok..

Hele ki Broos' un maç sonrasında raip takım hakkında söylediği "Organize bir takımla oynadık" cümlesi, 18 kişilik kadrosunu dahi son iki hafta içerisinde toparlamaya çalışan ve bir arada en fazla iki üç antrenman geçirmiş toplama bir takıma söylenecek iltifat değildi ayrıca..

Gözler önünde cereyan eden TD skandalı haricinde şu maç da gösterdi ki, TS taraftarının aylardır üzerinde durmaktan yorulduğu forvet ihtiyacı artık çırılçıplak ortadadır. Bu takıma Yönetim' in üzerinde durduğu alternatif bir forvet yerine mevcut forvetleri alternatif statüsüne getirebilecek kalitede bir santrfor alma gerekliliği farz olmuştur..

Tabii sakatlıktan bir an önce kurtularak form tutması halinde Yattara ve Gabric de bu takıma katıldığında muhtemelen hücum gücümüze artı yönde etkileri olacaktır. Özellikle Yattara bir an önce iyilşir de form tutmayı başarırsa gene birçok teknik direktör hatasını kamufle edecektir yapacağı ekstra işlerle..

Sonuç olarak Broos çuvallama hakkını biraz erken kullandı ama umalım ki bu son olsun..

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Trabzonspor Yeni Sezona Şanssızlığını Kırarak Başladı





Trabzonspor yeni hocasıyla çıktığı ilk resmi karşılaşmada gülen taraf oldu. Rakibi şimdiye kadar oynadığı maçlarda Trabzonspor'a karşı üstünlüğü olan Sivasspor idi. Rakibini 2-1 mağlup ederek yeni sezona üç puan ile merhaba dedi.

Karşılaşmanın daha 10. dakikasında Alanzinho'nun sol taraftan yaptığı ortayı takip eden Selçuk İnan takımını 1-0 öne geçirirken Trabzonspor'un yeni sezonda ilk golünü kaydetti. Bu golün bir başka özelliği ise geçtiğimiz sezonun ilk golünü de Selçuk İnan'ın kaydetmiş olmasıydı. İlk yarı bu skorla sona ererken ikinci yarı daha zevkli bir karşılaşma izleme fırsatı buldu futbolseverler. Dakikalar 48'i gösterirken Sivasspor oyuncusu Kamanan ceza sahası dışından güzel bir vuruşla beraberliği sağladı. Trabzonspor teknik direktörü Hugo Broos ilerleyen dakikalarda yapmış olduğu Selçuk-Ceyhun değişikliği ile adeta maçı kendi takımının lehine çevirdi. Oyuna giren Ceyhun Trabzonspor orta sahasına hareketlilik getirdi. Ayrıca uzaktan çektiği şutlarla Sİvasspor kalecisini zor durumda bıraktı. 67. dakikadan 30 metreden kaleyi yoklayan Ceyhun'un vuruşuna üst direk müsade etmedi. Bu şut aslında ilerleyen dakikalarda Sivasspor'u yıkacak olan golün habercisiydi. Dakikalar 78'i gösterirken Ceyhun bu sefer 25 metreden çok sert bir vuruşla topu filelere gönderdi. Maçın geri kalan bölümü Trabzonspor'un tartışmasızca üstünlüğü ile geçti. Bu sonuçla Hugo Broos Trabzonspor takımının başında çıktığı ile resmi maçta gülen taraf oldu.

Karşılaşmayı değerlendirecek olursak Tranzonspor takımının orta sahasının maçın kaderini tayin ettiğini söyleyebiliriz. Trabzonspor adına atılan iki golde de orta saha oyuncularının imzası vardı. Ayrıca orta sahada yapılan pas trafiği adeta Sivasspor takımının başını döndürdü. Buna karşılık pas özelliği olmayan Sivasspor orta saha oyuncuları Trabzonspor'un ekmeğine adeta yağ sürdüler. Bitiriciliği iyi olmayan forvete sahip Trabzonspor'un bu sezon en önemli bölgesinin orta saha olacağını ve takımın gol yükünü bu bölgede oynayan oyuncuların çekeceğini söyleyebiliriz. Trabzonspor bu oyun şablonuyla yeni sezonda taraftarlarına umut vermiştir dersek yanılmayız.

Karşılaşmanın hakemine ayrıca değinmek istiyorum. Halis Özkahya orta seviyede bir maç yönetti. Skora etki edecek bir hata yapmadı. Bir kaç pozisyonda yanlış karar verdi diyebiliriz ama bu hatalar önemsenip, üzerine konuşulacak türden hatalar değildi. Tek eksikliği hemen hemen her pozisyondan sonra Sİvasspor oyuncuları tarafından azarlanırken kartına başvurma cesaretini gösterememesiydi. Hakemlik kurumunun aciz duruma düştüğü bir maçı Halis Özkahya sayesinde izlemiş olduk.Umarım gelecek maçlar için bu yönettiği karşılaşmadan özellikle bahsettiğim bu konuda dersler çıkarmıştır.

7 Ağustos 2009 Cuma

Trabzonspor'un UEFA Avrupa Ligi Play-Off Maçında Rakibi Toulouse




UEFA Avrupa Ligi play-off kuraları bugün çekildi. Buna göre Trabzonspor'un rakibi Fransa'nın Toulouse oldu. UEFA Avrupa Ligi play-off maçlarının ilki 20 Ağustos tarihinde Avni Aker Stadyumu'nda oynanacak. Rövanş ise 27 Ağustos tarihinde Fransa'da oynanacak.

Toulouse geçtiğimiz yıl Fransa ligini dördüncü sırada tamamlayarak UEFA kupasına katılma hakkı elde etmişti. Toulouse takımın kalesini geçtiğimiz yıl Le Mans takımında forma giyen Yohann Pele korumaktadır. Rakibimizin defansında oynayan futbolculardan en önemlisi Arjantin asıllı Mauro Cetto'dur. Moussa Sİssoko ise genç bir yetenek olarak karşımızza çıkmaktadır. Toulouse alt yapısından yetişerek A takıma kadar yükselmiştir. Bu takımın en kuvvetli bölgesi ise hücum hattı olarak önümüze çıkmaktadır. Gineli Fode Mansare ve Andre-Pierre Gignac bu takımın gol yükünü çekmektedir. Andre-Pierre Gignac geçtiğimiz yıl 24 golle Fransa liginin gol kralı olmuştur. Buna karşın Fode Mansare'nin geçtiğimiz yıl parlak bir performans sergilediğini söyleyemeyiz.

Trabzonspor açısından bu kurayı değerlendirecek olursak çok zor bir rakiple eşleştiğimizden bahsedemeyiz. Toulouse bizim ekibimizin eleyebileceği bir rakip ama tur garanti gibi bir yaklaşımdan da bahsedemeyiz. Trabzonspor'un hazırlık maçlarında göstermiş olduğu performans ciddi bir şekilde bu maçlara yansıtılabilinirse Avrupa Ligi kuralarına kalmak hiç zor olmaz Trabzonspor açısından.

Fransız taraftarlar şimdiden sevinç çığlıkları atmaya başladılar. Yerlerinde olsam bende aynısı yapardım. Trabzonspor'u pek tanımadıklarından hafife alıyorlar. Korkarım sonları hüsran olacak. Trabzonsporumuza Avrupa arenasına başarılar diliyorum.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Drago Gabric Trabzonspor İle Anlaştı





Bugün http://www.croatiantimes.com isimli internet sitesinin yaptığı habere göre Hajduk Split takımının Hırvat oyuncusu Drago Gabric Trabzonspor ile anlaştı. Bu oyuncu için iki hafta önce Trabzonspor kulübü oyuncunun takımına 2,5 milyon euro bonservis bedeli önermişti. O sırada teklifi reddeden Hajduk kulübü şimdi aynı teklifi kabul etti. Bu transfer Hajduk Split yönetimi tarafından resmen doğrulanmadı. Gabric'in cuma günü Trabzonspor ile sözleşme imzalaması bekleniyor. Bu habere göre Gabric yıllık 700.000 euro karşılığı üç yıllık sözleşmeye imza atacak.

2 Ağustos 2009 Pazar

Trabzonspor , Yeni Sezon İçin Taraftarına Merhaba Dedi







Süper Lig’in başlamasına kısa bir süre kala Trabzonspor taraftarı önünde boy gösterdi. Trabzonspor yaklaşık bir yıl önce pilot kulüp bağlantısı yaptığı MVV Maastricht ile Hüseyin Avni Aker Stadyumu'nda karşı karşıya geldi. Hollanda ikinci lig ekiplerinden olan Mvv karşısında Trabzonspor farklı bir skorla galibiyete ulaştı.

Uzunca bir süredir taraftarının önüne çıkmamış olan Trabzonspor yeni hocası ve yeni transferleriyle ilk defa taraftarıyla bu maçla buluştu. Bu maçın diğer bir önemi ise geçtiğimiz yıl transfer edilip bu yıl Mvv takımına kiralanan Faty Papy'nin Mvv takımının formasıyla Avni Aker’e çıkmasıydı. Ayrıca Trabzonspor seyircisi bonservisi Trabzonspor kulübünde olan Christian Brüls’ü Avni Aker Stadyumu’nda ilk defa izleme fırsatı buldu.

Karşılaşan iki takım arasındaki kalite farkına rağmen maçı izleyenler zevkli bir karşılaşmayı seyretme şansını yakaladı. Karşılaşmaya hızlı başlayan Trabzonspor daha 10. dakikada yeni transferi Engin Baytar’ın ceza sahasına sol taraftan girerek rakibini çalımlayıp diğer taraftaki arkadaşı Barış Memiş’e topu ortalaması ve Barış’ın gelen topu kayarak tamamlamasıyla golü buldu. Karşılaşmanın 34. dakikasında Colman , Umut Bulut’a güzel bir pas vererek onu kaleciyle karşı karşıya bıraktı. Colman’ın enfes pasını alan Umut aynı güzellikte bir aşırtma vuruşla takımını 2-0 öne geçirdi. Karşılaşmanın ilk yarısı bu skorla son buldu. Karşılaşmanın 50. dakikasında maçın yıldızlarından olan Engin Baytar ceza sahasında sol taraftan girerek zor pozisyonda şık bir golle karşılaşmayı 3-0’a getirdi. 63. dakikada Gökhan Ünal ceza sahasında son çizgiye kadar inerek içeriye pasını çıkardı. Rakip defans oyuncusunu rahatsız eden Alanzinho’nun baskısıyla Mvv oyuncusu kendi kalesine golü atarak skorun 4-0 olmasına sebep oldu. 90. dakikada kaleci ile karşı karşıya kalan Gökhan’ın kaleci Boffin tarafından düşürülmesi sebebiyle kazanılan penaltıyı Colman gole çevirerek skoru 5-0’a getirdi. Bu golden hemen sonra Colman kaleci ile karşı karşıya kaldı ve Boffin’in ayaklarının arasından topu filelere göndererek maçın skorunu tayin etti. Karşılaşma 6-0 gibi farklı bir skorla son buldu.

Bu maçın sonunda Trabzonspor’un önümüzdeki sezon göstereceği performansın ipuçlarını bulmak pek mümkün değil. Yalnızca hoca farklarını gözlemleyebildiğimizi söyleyebiliriz. Trabzonspor bu yıl daha defansif bir anlayışı barındıran sistem ile oynayacağı neredeyse kesinlik kazandı. Bu anlayış Trabzonspor kültürüne uyan bir anlayış olmadığını bu maç dahi gördük. Sabırsız bir taraftara sahip olan takımlar defansif futbol oynarlarsa ve golü bulmak noktasında sıkıntı yaşarlarsa tribünlerde homurdanmalar baş gösterir. Bahsi geçen takım Trabzonspor ise o homurtu çıkarabilme yeteneğine sahip kendisini taraftar zanneden insan müsvetteleri öncelikle genç oyuncuları hedef alırlar. Tıpkı basit bir hazırlık maçında genç oyuncu Barış Memiş’e, yaptığı ilk hata ile tüm stadyumun yuh çekmesi gibi. Aynı tavır yıllar önce Tayfun Cora’ya gösterilmişti ve sonuç pek olumlu olmamıştı. Şimdi sırada Barış Memiş var sanırım. Ersun Yanal’ın geçen yıl dediği önemli bir söz vardı : “ Oyunculara küfrederek onları motive edemezsiniz.“ Lakin bilinçsiz taraftarlar hala bunun farkında değiller. Trabzonspor’un herhangi bir futbolcusu o sahada daha iyi performans göstermeyi o homurtu çıkartma yeteneğine sahip yaratıklardan daha fazla isterler. Oyuncuların performansları tepkilerden ziyade desteklerle arttırılabilir. Trabzonspor’un gelecek sezon tribün endeksli en büyük problemi bu olacaktır.

Trabzonspor’un geçtiğimiz yıla oranla daha düzenli bir pas trafiği oluşturduğunu bu maçta gördük. Bunda orta sahada oynayan yeni transfer Tjikuzu’nun oyunu çift yönlü oynayabilmesi ve pas özelliğinin üst seviyede olmasının katkısı büyük. Daha şimdiden Trabzonspor önemli bir transfer yapmıştır diyebiliriz Tjikuzu için.

Maçın yıldızına gelince iki oyuncu maça damgasını vurdu diyebiliriz. Engin Baytar bu maçta göstermiş olduğu performansla lige damgasını vurabilecek oyuncu olduğunu ilan etti. Yeteneği üst seviyede olan Engin kaliteli bir takım içerisinde bir yıldız olarak sıyrılabilir. Maçın diğer yıldızı ise Alanzinho’ydu. İkinci yarı oyuna girmesine rağmen tekniğini ve süratini birleştirerek Trabzonspor’un önemli ataklarına imza attı.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Trabzonspor Taraftarları Fatih Tekke İçin Yürüyüş Düzenledi




Trabzonspor taraftarları Fatih Tekke'nin transfer edilmesi için şehirde yürüyüş düzenledi. Yeni sezon öncesi takıma büyük katkı sağlayacağına inandıkları eski futbolcularının transfer edilmesini bu şekilde yönetime beyan etmek istediler.

Trabzonspor kulübünden Fatih Tekke transferinin çeşitli sebeplerle gerçekleşmeyeceğini belirten açıklamalar gelmesine rağmen taraftarlar bu ısrarlarını sürdürdüler.

Uzun Sokak ve Kahramanmaraş Caddesinde yürüyen ve Meydan Parkı'nda toplanan taraftarlara bazı vatandaşlar da katıldılar.

Trabzonspor Drago Gabric'i Transfer Etmek İstiyor




Trabzonspor, Hırvatistan'ın Hajduk Split takımında forma giyen Drago Gabric'i transfer etmek için girişimlere başladı. Bu haber 1-2 gün önce Türkiye kaynaklı olarak çıkmıştı. Bugün ise aynı haber Hırvatistan kaynaklı çıkınca bu transfer girişimininin doğruluğu adeta gün yüzüne çıktı. Edinilen bilgilere göre bu transfer görüşmesini yapmak için Trabzonspor başkanı Sadri Şener Hırvatistan'a gitti.

Hırvat basınında çıkan haberlere göre Trabzonspor bu oyuncu için Hırvat kulübüne 2-2,5 milyon euro civarında bir teklifte bulundu. Hırvat kulübü ise 3-3,5 milyon euro civarında bir bedel karşılığında oyuncuyu satabileceklerini bildirdi. Trabzonspor teknik direktörü Hugo Bross'un sol kanata bir oyuncu alınması yönünde yönetime bir talebinin olduğu medyada yer almıştı. Yönetim bu doğrultuda bu oyuncuyu Trabzonspor'a kazandırabilir. Bu doğrultuda görüşmeler devam etmektedir.

Haberle alakalı linkler:
http://www.novilist.hr/Sport/gabric-ne-moze-u-tursku.aspx
http://sportske.jutarnji.hr/index.php?cmd=show_clanak&clanak_id=12491

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Trabzonda Fatih Tekke Yürüyüşü



Fatih Tekke transferinin gerçekleşmemesi üzerine Trabzonda bu durumu protesto etmek amacıyla yürüyüş düzenlenme kararı alındı. 22 Temmuz Çarşamba günü saat 14:00 de meydan parkında toplanacak olan taraftarlar bu konuda yönetimi protesto edecekler.

Bu organizasyona Trabzonspor'un hangi taraftar oluşumlarının destek verip destek vermeyecekleri merak konusunu. Ayrıca diğer bir merak konusu ise böyle bir yürüyüş karşısında Sadri Şener'in takınacağı tavır. Zira bir süre önce Samet Aybaba ile teknik direktörlük için anlaşmış ve gelen tepki üzerine bu anlaşmadan vazgeçerek kongre kararı almıştı.

7 Temmuz 2009 Salı

TRABZONSPOR ÜZERİNE DÜŞÜNCELER




Trabzonspor üzerine bugüne kadar çok yazdık ,çizdik. Bunların hepsi masumane sevgimizin ürünleriydi. Hani insan sevdiğine olumsuz özellikleri yakıştıramazmış ya bizde belki de bu şekilde yaklaştığımızdan ötürü hep bir şeyleri kaçırdık. Bu eksikliğin seni veya beni yok Trabzonsporluların hepsi bunda mesuldür.

Ortada kronik bir hasta belki de kanserli bir vücut var. O kanser vücuda bir yerden yayılmış. Nereden yayıldığının bir önemi de yok. Tüm vücudu sarmış bu. Yönetim, futbolcu, teknik direktör, eski oyuncularımız, medya (yerel), taraftar gibi dinamiklerimiz bir vücuda benzettiğimiz Trabzonsporumuzun uzuvlarıdır.Ne yazık ki bu uzuvların hepsi birden hastalıklıdır.

25 yıllık bir başarısızlık var elimizde. Bugüne kadar hep günlük olaylara bağladık bu başarısızlıkları. Oysa problemimizin kaynağını bulmaya çalışmamız gerekirken birilerini linç etmekte bulduğumuzu sandık çareyi. Yol ayrımına yavaş yavaş yaklaşıyoruz. Ya bu devran böyle gelmiş böyle gider gibi bir anlayışla kendimizi kadere teslim edip başarısızlığı kanıksar bir yapıya bürüneceğiz ya da bu iş böyle gitmez arkadaş durun bakalım diyeceğiz. Trabzonspor büyük takım kalmak ve kalmamak ayrımını yapmak üzeredir. Tercih bizlerin...

İç dinamiklerimizi değerlendirirken en baştan başlamanın yararı var. Bu sebeple konuya yönetim kademesinden başlamak istiyorum. Bu değerlendirmede gelip geçici kişilerden ziyade onların işlevlerinden yola çıkmanın faydalı olacağına inanıyorum. Dünya futbolundan bihaber olan insanların yöneticilik yapmalarının mümkünatı yok. Modern futbolun gereklerini bilmeden atılacak adımlar zaman zaman olumlu dahi olsa bir sürekliliğe sahip olmayacaktır. Bu sorun sadece bizim takımımızın sorunu değildir. Türk futbolunun bir problemidir. Başarılı olmanın bir yolunun fark yaratmak olduğunu düşünecek olursak bu konuyu önemsememiz gerekmektedir. Hele hele maddi anlamda rakiplerimizden geride kaldığımız gerçeği ile karşı karşıyayken böyle bir atılma muhakkak ihtiyacımız var.

Yöneticiliği reklam aracı olmaktan çıkartmamız gerekmektedir. Bunu gerçekleştirmenin yegane yolu genç , idealist insanlara yöneticilik kapısını aralamaktır. Bu potansiyel Trabzonspor’un bünyesinde var.

Futbolcu ve teknik heyet kapsamında problemler en önemli sorunumuzu teşkil etmektedir. Her iki kesimin olası bir şampiyonluk sürecinde baskıyı kaldırabilme sıkıntısının olduğu gün gibi aşikardır. Bunu gidermenin tek yolu bu kişilere profesyonel destek sağlamaktan geçmektedir. Ülkemizdeki genel kanaat bu desteğe biz delimiyiz şeklinde tepki gösterse dahi bilimin ışığına karşı gelmenin doğru olmadığını düşünmekteyim.

Takımımızda görev yapacak futbolcu ve hocaların Trabzon menşeli olmasının önemsenmesinin bir değeri yoktur. Trabzon şehrinde o liyakatte insanları bulabiliyorsak elbette onlar görev yapsınlar yalnız sırf Trabzonlu diye bu kulübün üzerinden birilerine paye vermek belki o paye alanlara yarar sağlar ama takımımıza büyük zararı dokunmaktadır.Bu mikro milliyetçilikten derhal sıyrılmamız gerekmektedir.

Futbolculara değinmişken kangren olmuş alt yapımızdan da söz etmek gerek. Futbol şehri Trabzon’un son yıllarda Türk futboluna yeni yetenekler katamaması garipsenmesi gereken bir durumdur. Eski usullerin artık verim sağlayamadığını biliyoruz. Bu nedenle alt yapısı sağlam bir Avrupa kulübü bu konuda örnek alınmalıdır ve gerekli atılım bu uğurda yapılmalıdır. Yapacağımız ortalama bir futbolcu transferini yapmayıp o maddi kaynağı buraya sevk edersek gelecek yılları garanti altına alırız. Bunu yapmak çok zor değil bizim gibi bir kulüp için.

Transfer meselesi kulüplerin en önemli problemidir. Problemidir diyorum çünkü bizim için gerçekten bir problem niteliğindedir. Bu işi de profesyonel ekiplere devretmek gerekmektedir. Aksi halde mikro milliyetçilik ve kişisel çıkarlar hatalı transferlere sebebiyet vermektedir. Takımın sırtına boş yere fazladan yük binmektedir bu şekilde. Özellikle yerli transfer konusunda gurbetçi oyunculardan bize yarayabilecek olanlar mümkünse daha 15-16 yaşından itibaren izlenmeye başlanmalıdır.

Futbolu iyi oynamak demek futbolcudan anlamak demek değildir. Bu yüzden eski futbolcularımıza ve özellikle işi oyuncu izlemek olmayan , bu işi adeta bir hobi gibi yapan insanlara oyuncu izlettirilmemelidir.

Eski oyuncularımız ve medyayı aynı bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Anlayış olarak ilkellikte Afrika’nın yamyam kabilelerini aratmayacak olan yerel medya fazlaca önemsenmesi gerekmektedir. Kaos ortamından adeta haz alan bu kişiler kulüp tarafından dışlanmalıdır. Bu durumun özgürlüğe sığmadığı düşünülebilir. Üst kimliğimiz olan Trabzonspor’a zararı dokunuyorsa şahsen ben öyle bir özgürlük tanımıyorum. Kulüple alakaları kesilince 3 gün muhalefet ederler 4. gün hizaya gelirler. Eleştiriye karşı çıktığım anlamı çıkmasın buradan. Mantık dahilinde her türlü eleştiri yapılmalıdır ama mikro milliyetçiliğin mantıkla bağdaşan bir tarafı bulunmamaktadır.

Eski oyuncularımız medya aracılığı ile biz efsaneyiz, efsaneyi biz yarattık gibi antipatik söylemlere devam ettiği müddetçe kişisel olarak hiçbir zaman saygı duymayacağım onlara. Bu anlayış takıma zarar vermektedir. Bunların içinde egosu yüksek olanların takımın az başarılı olması onların eteklerini tutuşturmaktadır. Çünkü onların ellerinden ben efsaneyim argümanını aldığınız zaman söyleyecek sözleri kalmayacaktır. Hiç kimse Trabzonspor’un üzerinde değildir. Kişisel çıkarları sekteye uğramasın diye medyada takımı eleştiren eski oyunculara ne saygım ne de sevgim var...

Taraftar konusu aslında çok uzun bir yazı gerekmektedir. Takdir edilecek yerler var eleştirilecek yerler var. Sabırsız bir taraftarımız var yorumu klişe haline geldi. Bunu bu kadar basit algılamıyorum ben. Bu sabırsızlıkta bana göre medyanın yönlendirmesinin etkisi çok büyük. Tez canlı insanlar olduğumuz için bu yönlendirmeyle beraber ani tepkiler gösterebiliyoruz. Tribün konusunda daha yapıcı olmamız gerek. Tribünlerimiz ne yazık ki organize olma konusunda büyük sıkıntılar yaşıyor. Bunun bir çözüme kavuşması takım adına olumlu gelişmelere vesile olabilir.

Biraz fazla uzun oldu. Bir taraftarın derdini dökmesi diyebiliriz buna aslında. Bunu bir konu olarak açmamın sebebi fikri boyutta enine boyuna bunları tartışmamızın bizleri doğru sonuçlara ulaştıracağına olan inancımdır.Yanlış düşündüğüm veya eksik bıraktığım kısımlar muhakkak vardır.